Anasayfa    Giriş    Yayın İlkeleri    Ciltler    Özel Sayılar ve Bölümler    Yayın Yönetmeni    Yayın Kurulu    Hakemler   
Basıma Hazırlayanlar    Etkinlikler    LITTERA Hakkında    İletişim    Duyuru    Dizin    Français    English

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Hacettepe Üniversitesi'nin 30. Kuruluş Yılını kutlama programı çerçevesinde Pro f.Dr. Cengiz ERTEM ve ekibinin düzenlediği "Çeşitli Yönleriyle André Gide" konulu sempozyuma hoş geldiniz derken hepinize saygılarımı sunarım.

Prof. ERTEM'i bu güç işi organize etme yürekliliğini ve başarısını gösterdiği için kutlarım.

Türkiye'de çok sık göremediğimiz bu tür bilimsel toplantıların, nedeni nedense bilinmez, bu tür işler için birkaç kuruş parayı bir türlü bulamayan üniversitelerce desteklenmesini dilerim. Buna, elçiliklerin kültür servisleriyle, Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK vb. kuruluşların da destek vermesini beklerim. TÜBITAK'ın da artık sadece fen ve mühendislik bilimleriyle değil de, sosyal bilimlere de kapısını açmasını beklerim. Neden derseniz, sadece mühendislik bilimiyle kalkınmış dünyada bir tek ülke gösteremezsiniz. Bilim gerçek bir bilimse, bilimi kültür, sanat ve edebiyattan soyutlayamazsınız. TÜBİTAK ve YÖK'ün sözgelimi Fransa'nın CNRC'i model olarak alması Türkiye'de kültür, sanat ve edebiyat alanlanna hiç tartışmasız taze bir kan getirecektir.

YÖK'süz, TÜBİTAK'sız, Üniversitesiz ve öksüz olarak kişisel gayretlerle düzenlenen ve iki gün sürecek olan bu toplantıda bildiğim kadarıyla ülkemizde ilk kez A. Gide çeşitli yönleriyle ele alınacak ve ortaya güzel ve yetkin bir tablo çıkarılacaktır.

Değerli Konuklar,

inanç ile bedensel isteklerin çatışmasını göstermekle edebiyat mesleğine soyunan Gide inanılmayacak kadar yaşlı, ama o kadar da genç olan yeryüzünde dünya nimetlerinin zenginliğini kavramakla yetinmez; bilginin, dünyanın bitmek tükenmek bilmeyen nimetlerinin durumlarla beslenmesini, zevklerin durmadan yenilenmesini ister. Ama bu coşkunluk, bu genişleme yüzünden ruh kendine hakim olmayabilir. Gide bu noktada sözü bencilliğe getirir ve bencilliğin ne türlü tehlikelere gebe olduğunu Saül, l'Immoraliste, la Porte Etroite ve la Symphonie Pastorale'de gösterir. İçgüdülerin ve içe atılan duyguların boşalışını Gide biçim ve üslubun gerektirdiği biçimde verir. Çok sevdiği Baudelaire'den söz ederken ondaki biçim güzelliğini gösterir. Naturalist ve realist romanın anlatım biçimlerine sırtını döner. Üçüncü tekil öahıs ağzından birinci tekil şahısa döner. Kurgusal bir anlatıcıyı ön sıraya çıkarır. Yazı (L'ecriture) romanın konusu olur. Yeni romanın ilk kurgusunu yapar. Sanat, anlatı, bir biçem, bir abstraksiyondur. Kesinlikle bir benzerlik (ressemblance) ya da gerçekçilik değildir. Sanat, Balzac romanında olmayan bir abartma olayıdır. Başka bir deyişle roman, yazarının öznelliğini yansıtmamalıdır. Dolayısıyla da roman gerçeklikten uzak tutulmalıdır. Estetik ve biçimsel güzellik gerçek ve gerçekçiliğin yerini almalıdır. Anlatım tekniklerinin ve estetik kaygıların olabildiğince arttığı yerde de yeni bir etik vardır. Bir anlatı laboratuarı, bakış açılarının çeşitliliği, erken anlatım (mise en abyme), anlatıcı-kahraman ilişkileri üzerine kurulu türlü karmaşık oyunlar. Yeni roman ve varoluşçuluk dolaylarında oluşan hınzır bir oluşum. Bireyin ödünsüz özgürlüğünün Sartre'ı anımsattığı ölçüde "narration" ve "ecriture" sorunsalı da Butor, ve Robbe-Grillet'yi anımsatıyor.

Toplam 16 adet bildiride Gide "narration", "ecriture", estetik ve etik açılardan ele alınacaktır.

Ülkemizde bu tür toplantıların sıklıkla düzenlenmesini dilerken, sempozyuma katılan konuşmacılara başarılar diler, hepinize saygılarımı sunarım.

Prof. Dr. Tuğrul İnal
Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı